23 Haziran 2009 Salı

15. ayım

Yürümeyi hızlı bir biçimde söktükten sonra hız kesmeyip devam etmeye karar verdim. Koşuyorum tırmanıyorum, canbazlık yapıyorum. Koltuklarda zıplanmayacağını, oturulacağını söyleyen anneannemin hatırı için on on beş saniye oturduktan sonra yukarılara doğru yolculuğum devam ediyor. Sandalyelerden güzel merdiven oluyor. Bu çalışmalarım sırasında zaman zaman kazaya uğrasam da hiçbir zorluk beni yıldırmıyor.

Tedi hala en gözde kelimem. Diğer kelimelerimden bazıları şöyle:

Kaga (karga)

cici (civciv)

papapa (papatya)

bool (top, yani gol)

abba (abla)

anne

baba

abiyyaaa (abi ya!)

mamma (daha çok su anlamına geliyor)

Innn (bütün motorlu taşıtlar)

İsimlerini söyleyemesem de havyanlar aleminin neredeyse tamamını size resimlerle anlatabilirim.
Göz kırpmayı, dil çıkarmayı, kulağımı burnumu göstermeyi biliyorum.
Naynay yapıldığında oynamayı, alkışlamayı, tempo tutmayı seviyorum. Televizyon kumandası, anahtarlık ve anahtarlar, cep telefonu, suluk, ayna, en sevdiğim oyuncaklarım.
Süt ile aramızdaki buzları kısmen kırsak da protokoler ilişki sürdürmeyi tercih ediyorum. Belli mi olur, her an ilişkimi kesebilirim.
Dondurmayı ilk birkaç denemem de çok sevmesem de şimdi külahla yemeyi seviyorum.

Bu ay geciktiğim için bazıları 16. ayımdan buraya kaymış olabilir, artık anlayışla karşılayıverin...



Şişeyi de alıp kaçtım, beni yakalayamazsınız!


Daha mayıs ayının ortasındayız, su soğuktur, girmesek mi?


Bu deniz dedikleri keyifli bişey galiba...



Kumsal, en az deniz kadar keyifli...


Bahar ablam ve ben...



Bütün duvarları böyle camdan yapsalar da dışarıyı rahat rahat seyretsem...


Alışverişe başlayabiliriz ama hangi reyonları gezeceğimize ben karar veririm, baştan söyleyeyim...


Alaçatı'ya gittim. Sıcaklayınca masaya oturup dinlendim.



Bunlar tedi değil bıık...


Çok gezdim, çok yoruldum, arabada mışıl mışıl uyudum...



Boğaya deh desem gider mi acaba?

Kuşlara yem attım, ben onlardan kaçmadım, onlar da benden kaçmadı...


Kumla oynamaya bayıldım...



Tıngır mıngır, tıngır mıngır, çevremize verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz...


Atlı karınca dönüyor, dönüyor...


İlk düğünüme gittim. Koray amca ve Özgü teyzenin kucağına çok yakışmışım di mi?


Oya teyze ile sabaha kadar dansedecektik ama benim uykum geldi.


Salıncakta hem eğleniyorum hem de kemer üzerinde araştırma geliştirme çalışmaları yapıyorum...



Balonları çok sevdim...

Anneannem ve ben...


Annem ve ben... Babam ve ben...

24 Mayıs 2009 Pazar

14. ayım

Artık bıdı bıdı konuşuyorum. Sevindiğimde de bıdı bıdı, kızdığımda da bıdı bıdı, hep bıdı hep bıdı... Tedilerin peşinden koşturup tediiii diye bağırıyorum. Her gördüğüm dört ayaklı benim için tedi. Saçlarımı tarıyorum, tokamı çıkartıp takmaya, çoraplarımı çıkartıp giymeye çalışıyorum. Bana yemek yedirene ben de elimde kaşıkla yemek yediriyorum. Yemezlerse kızıyorum. Bebeklerimi ayağıma alıp "ee ee" yapıyorum. Bazen kendim de yastığa yatıp kendime "ee ee" yapıyorum. Uykumun geldiğini zanneden annemi bu şekilde kandırıyorum. Kucak yapıyorum. Göz kırpıyorum. Cici cici yapıyorum. Guk cee oynamayı çok seviyorum. Ayak topu oynuyorum. Sıkılınca el topu da oynuyorum. Gördüğüm herkese el sallıyorum. İki tane azı dişimle birlikte artık toplam on tane dişim var. Gezmeyi çok seviyorum, kapıdan çıkanla beraber gitmek istiyorum, ayakkabılarımı elime alıp sokak kapısı civarında sürekli geziniyorum. Minik arabamla sokaklarda dolaşmaya bayılıyorum. Başka maceralarımda birikti ama onları da 15. ay sonunda anlatayım. Şimdilik sadece 14. aydan gecikmeli kareler...

Ceeeee!!



Uyku mahmuruyum...

Balıklar, kaçmayın bakiim aşağılara, gelin yanıma.


Hey, bu akvaryumda ben de varım!



Babamla gezmelere gittik.



Biri bana mı seslendi?


Haydi Öykü, biraz daha uğraşırsak atlayacağız kucaktan, özgürlüğümüzü ilan edeceğiz.


Yurdagül teyze yemek yemesek de gezsek daha güzel olmaz mı?

Gezmeye gideceğim çok mutluyum

Pirzola çok lezzetliymiş

Zübeyde teyze biraz daha kaldırırsa defne yaprağı kopartabilirim

Yakalandım!

Sizce kitabıma mı bakıyorum, oyuncağımla mı oynuyorum, yoksa annemin izin vermediği gizemli nesnelerden birini ele geçirdim sessiz sedasız ona mı bakıyorum?

Bu güzel eteğimin altına çorap giymeyeyim, çorap yiyeyim.

Cimcimeliklerim devam edecek. Beni izlemeye devam edin...

14. ayım

Artık bıdı bıdı konuşuyorum. Sevindiğimde de bıdı bıdı, kızdığımda da bıdı bıdı, hep bıdı hep bıdı... Tedilerin peşinden koşturup tediiii diye bağırıyorum. Her gördüğüm dört ayaklı benim için tedi. Saçlarımı tarıyorum, tokamı çıkartıp takmaya, çoraplarımı çıkartıp giymeye çalışıyorum. Bana yemek yedirene ben de elimde kaşıkla yemek yediriyorum. Yemezlerse kızıyorum. Bebeklerimi ayağıma alıp "ee ee" yapıyorum. Bazen kendim de yastığa yatıp kendime "ee ee" yapıyorum. Uykumun geldiğini zanneden annemi bu şekilde kandırıyorum. Kucak yapıyorum. Göz kırpıyorum. Cici cici yapıyorum. Guk cee oynamayı çok seviyorum. Ayak topu oynuyorum. Sıkılınca el topu da oynuyorum. Gördüğüm herkese el sallıyorum. İki tane azı dişimle birlikte artık toplam on tane dişim var. Gezmeyi çok seviyorum, kapıdan çıkanla beraber gitmek istiyorum, ayakkabılarımı elime alıp sokak kapısı civarında sürekli geziniyorum. Minik arabamla sokaklarda dolaşmaya bayılıyorum. Başka maceralarımda birikti ama onları da 15. ay sonunda anlatayım. Şimdilik sadece 14. aydan gecikmeli kareler...

Ceeeee!!



Uyku mahmuruyum...

Balıklar, kaçmayın bakiim aşağılara, gelin yanıma.


Hey, bu akvaryumda ben de varım!



Babamla gezmelere gittik.



Biri bana mı seslendi?


Haydi Öykü, biraz daha uğraşırsak atlayacağız kucaktan, özgürlüğümüzü ilan edeceğiz.


Yurdagül teyze yemek yemesek de gezsek daha güzel olmaz mı?

Gezmeye gideceğim çok mutluyum

Pirzola çok lezzetliymiş

Zübeyde teyze biraz daha kaldırırsa defne yaprağı kopartabilirim

Yakalandım!

Sizce kitabıma mı bakıyorum, oyuncağımla mı oynuyorum, yoksa annemin izin vermediği gizemli nesnelerden birini ele geçirdim sessiz sedasız ona mı bakıyorum?

Bu güzel eteğimin altına çorap giymeyeyim, çorap yiyeyim.

Cimcimeliklerim devam edecek. Beni izlemeye devam edin...

21 Nisan 2009 Salı

13. ayım

Günler geçiyor, ben büyüyorum, günler geçiyor, bahar geliyor, ben seviniyorum. Çünkü artık daha sık dışarı çıkabiliyorum. Kedileri köpekleri, ağaçları, gökyüzünü, arabaları, teyzeleri, amcaları, market raflarındaki renkli renkli paketleri sık sık görüyorum. Salıncağa biniyorum, kaydıraktan kayıyorum.
Artık yürümeye başladım, arada annemin yasakladığı şeyleri yapmak için koşturunca düşüyorum ama genel olarak kendi kendime yürümeyi becerdiğimi söyleyebilirim. Yürürken çığlık atmayı çok seviyorum. Yürürken bişeyler taşımak da çok hoşuma gidiyor ama dengemi kaybedip düşünce canım yanıyor, sinirleniyorum.
Elime geçen herşeyi hiçbirşey bulamazsam elimi kulağıma götürüp telefonla konuşuyorum. Özellikle kaşlarımı çatıp yürüyerek konuşmayı çok seviyorum. Müzik dinlemeyi, dizlerimin üzerinde otururken tempo tutmayı çok seviyorum.
Kitaplarımı çok seviyorum. herşeyi işaret parmağımla gösterip soruyorum. İnekten bir ara korktum ama şimdi yine onu da soruyorum.
8 dişim var hala, azı dişlerim çok kabardı ama çıkamadılar bir türlü.
Babici (babacığım), tedi (kedi), dadı (dayı), del (gel), enne (anne), mamma ve daha annem tarafından çözülememiş bir dizi kelimem var.
Bu aylık da bu kadar...



Yemeyeceğim mama falan, zorla mı? Ağlatmayın beni!

İki tane daha şeker lütfen...

Bunun içine üfleyince sesim bir garip çıkıyor...

Tokam nerde benim?

Ateş, ben ve Pınar, Ateş'in doğumgününde...

Ateş'in yeni koltuğu çok rahatmış.

Parktaki salıncakları kaptık, doya doya sallandık.

Salıncak çok güzel de şu güneş olmasa...

Bırak baba, ben kendim kayarım.


Babaannem ve dedemle parkta...

Kuşlar uçup gittiler, ben de babama nasıl uçup gittiklerini anlattım...


Annem babam ve ben...