13 Temmuz 2008 Pazar

4.ayım

Bu ay artık çok yorulmaya başladım. Sağıma ve soluma dönüyorum. Soluma döndüğümde kolumu da çıkartabiliyorum ama sağa henüz o kadar çalışmadım. Zaten yemek sonrası kusuyorum diye egzersizlerime annem engel oluyor ama ben fırsat buldukça yuvarlanıyorum. Hatta geceleri çaktırmadan dönüp yüzükoyun yatıyorum.
Yaz mevsimi ile aram hiç iyi değil. Saçlarım terliyor. Babam keselim diye ısrar ediyor ama annem uzatıp toka takmakta ısrarlı. Yazın en güzel tarafı ise hergün banyo yapıyor olmam. Canım banyo isteyince başlıyorum ağlamaya, banyoda ise az önce ağlayan ben değilmişim gibi etrafa gülücükler saçıyorum. Suya yeterince doyamadıysam banyo çıkışında da ağlamaya devam ediyorum.
Parmağımı emme konusundaki hırsım azalmış durumda ama arada hatırlayıp geçen ayki alışkanlığımı sürdürüyorum. Ama hiçbirinin hatırı kalmasın diye bütün parmaklarımı sırayla, bazen birkaç tanesini birden emiyorum. Ayrıca elime tutuşturulan herşeyi de emmeye bayılıyorum. Ağzıma almamakta kararlı olduğum tek şey ise yalancı meme.
Çevremi tanıma faaliyetlerim devam ediyor. Duyduğum her sese kulak kabartıyorum, gördüğüm her renge, şekle büyük bir heyecan ile bakıyorum. Bu merakım yüzünden bazen meme emmeyi yarıda bırakıp aç kaldığım da olmuyor değil.
Geçenlerde anneannem sayesinde karpuz suyu ile tanıştım. Çok hoşuma gitti. Kaşığı bile yaladım ama annem engel olduğu için tadı damağımda kaldı.
İştet bu aydan resimler:

Ceeee!!!

Ben varken saate ne gerek var! Yatağın içindeki yönüme bakın, saati anlayın. Mesela şu anda saat sabah 7:00. Hepinize günaydın!

Bu maymuncuğun kuyruğu çok lezzetli...

Özgür Yengem ve ben...

Sevgili kuzenim İrem, bu annelerimiz bizi gezdirmeyecekler galiba, oysa biz çok sıkıldık....

Halamın kucağında uykum geldi.

Dayımdan da gezme konusunda ümit yok. Onunla da oturuyoruz...

Tüh! Parmak emerken yakalandık! Çok lezzetli ne yapayım...

Kuzenim Ateş elimi tutmaya çalışıyor ama ben yerleri izlemekten kendimi alamıyorum.

Yıldız hala ile gezmek keyifli de şu sıcaklar olmasa...

Yüzükoyun uyumak ne rahat şeymiş, bir de şu kolumu her zaman çıkarmayı başarabilsem...

Uyumaya çalışıyorum rahatsız etmeyin.
Banyo eğlencemiz bu kadarcık mıydı? Biraz daha yıkansaydım...

Kendime ikinci bir silah daha buldum. Yatmaktan sıkıldığımda alt dudağımı sıkıca üst dudağımın altına sıkıştırıp “ım, ım” diyorum. Bu halime dayanamayıp beni kucaklarına alıyorlar.

Günboyu yapmaya çabaladığım duruş. Nihayet başardım!

Uçuşa geçiyoruz!!!

4.ayım

Bu ay artık çok yorulmaya başladım. Sağıma ve soluma dönüyorum. Soluma döndüğümde kolumu da çıkartabiliyorum ama sağa henüz o kadar çalışmadım. Zaten yemek sonrası kusuyorum diye egzersizlerime annem engel oluyor ama ben fırsat buldukça yuvarlanıyorum. Hatta geceleri çaktırmadan dönüp yüzükoyun yatıyorum.
Yaz mevsimi ile aram hiç iyi değil. Saçlarım terliyor. Babam keselim diye ısrar ediyor ama annem uzatıp toka takmakta ısrarlı. Yazın en güzel tarafı ise hergün banyo yapıyor olmam. Canım banyo isteyince başlıyorum ağlamaya, banyoda ise az önce ağlayan ben değilmişim gibi etrafa gülücükler saçıyorum. Suya yeterince doyamadıysam banyo çıkışında da ağlamaya devam ediyorum.
Parmağımı emme konusundaki hırsım azalmış durumda ama arada hatırlayıp geçen ayki alışkanlığımı sürdürüyorum. Ama hiçbirinin hatırı kalmasın diye bütün parmaklarımı sırayla, bazen birkaç tanesini birden emiyorum. Ayrıca elime tutuşturulan herşeyi de emmeye bayılıyorum. Ağzıma almamakta kararlı olduğum tek şey ise yalancı meme.
Çevremi tanıma faaliyetlerim devam ediyor. Duyduğum her sese kulak kabartıyorum, gördüğüm her renge, şekle büyük bir heyecan ile bakıyorum. Bu merakım yüzünden bazen meme emmeyi yarıda bırakıp aç kaldığım da olmuyor değil.
Geçenlerde anneannem sayesinde karpuz suyu ile tanıştım. Çok hoşuma gitti. Kaşığı bile yaladım ama annem engel olduğu için tadı damağımda kaldı.
İştet bu aydan resimler:

Ceeee!!!

Ben varken saate ne gerek var! Yatağın içindeki yönüme bakın, saati anlayın. Mesela şu anda saat sabah 7:00. Hepinize günaydın!

Bu maymuncuğun kuyruğu çok lezzetli...

Özgür Yengem ve ben...

Sevgili kuzenim İrem, bu annelerimiz bizi gezdirmeyecekler galiba, oysa biz çok sıkıldık....

Halamın kucağında uykum geldi.

Dayımdan da gezme konusunda ümit yok. Onunla da oturuyoruz...

Tüh! Parmak emerken yakalandık! Çok lezzetli ne yapayım...

Kuzenim Ateş elimi tutmaya çalışıyor ama ben yerleri izlemekten kendimi alamıyorum.

Yıldız hala ile gezmek keyifli de şu sıcaklar olmasa...

Yüzükoyun uyumak ne rahat şeymiş, bir de şu kolumu her zaman çıkarmayı başarabilsem...

Uyumaya çalışıyorum rahatsız etmeyin.
Banyo eğlencemiz bu kadarcık mıydı? Biraz daha yıkansaydım...

Kendime ikinci bir silah daha buldum. Yatmaktan sıkıldığımda alt dudağımı sıkıca üst dudağımın altına sıkıştırıp “ım, ım” diyorum. Bu halime dayanamayıp beni kucaklarına alıyorlar.

Günboyu yapmaya çabaladığım duruş. Nihayet başardım!

Uçuşa geçiyoruz!!!

11 Haziran 2008 Çarşamba

Üçüncü ayım...


Elimi yumruk yapıp ağzıma sokuyorum bazen avcumun içini emmeye çalışıyorum. Bu uğraşlarımın her ikisinde de çok ses çıkartıyor olmalıyım ki annem dayanamayıp beni emziriyor.
Sabahları sakin sakin uyandığımda annem veya babam başucuma geldiğinde onlara utangaç utangaç gülümsüyorum. Objektifi görür görmez ciddi pozlar verdiğim için henüz bu gülümsemelerimi belgeleyemediler. Bu bakışmalardan sonra gerinme hareketlerime devam ediyorum. Biri bana yardım ederek bacaklarımı havaya diktiğinde ben de onunla uyumlu bir biçimde ellerime havaya kaldırıyorum.
Saçlarım biraz döküldü ve yattığım bölge neredeyse kel kaldı. Herhalde yenileri çıkacaktır. Kel kalmak istemem.
Gün içinde az uyuyorum, gittiğim her yeri gezmek istiyorum, o yüzden beni kucaklarına alıp gezdiriyorlar. Ben de yürümeye başladığımda nereleri kurcalayacağımı unutmayayım diye gördüğüm her kareyi hafızama kaydediyorum. Bugünlerde duvarları tavanları bitirdim, öne eğilip yerleri seyretmeye başladım.
Annemin bana söylediği şarkıları uzun uzun dinliyorum. Ona agu ile değil ama ımmm diyerek eşlik ediyorum. Bazen de onu taklit etmeye çalışıyorum ağzımı açıyorum ama sesim çıkmıyor. Arada yorulunca uyduruk şarkılar söylüyor ama olsun ben üzülmesin diye çaktırmıyorum.
Bu ay biraz gezdik. Annemin koltuğuma iliştirdiği oyuncaklarla aram çok iyi, yolculuklarda hep onları izledim. Yorulduğumda da uyudum. Araba ile yolculuk çok keyifli idi. Karadeniz havası da bana iyi geldi. Amasra da sık sık uyudum, sıkıldığımda da beni arabamdan çıkartıp etrafı göstersinler diye kıyameti kopardım. E tabi ki isteğimi yerine getirdiler...
Bu ay başka neler mi yaptım? İşte resimlerim:




Ceeeeee!!!!



Parmağımı emmeyeyim diye battaniyenin altına sakladınız ama sonuç ortada!

Mürüvvet Teyze, Yurdagül Teyze ve Yaşar Teyze ile pazar kahvaltısındayız. Çok sevdiğim kocaman evin kocaman balkonunda...



Büyük amcam ve annem ile annemin küçükken oyunlar oynadığı balkondayız...




Amasra'da anneannemin kucağında gezer iken...



Amasra'nın havası bana çok iyi geldi. Balık yiyemediğim için ben de denize karşı uyudum..




Yurdagül teyzemin bahçesindeki güller gerçekten çok güzel görünüyor... Dur biraz daha yakından bakayım...



Yumruğum çok tatlı çook. Ama bu aralar baş parmağı mı da keşfettim. O daha tatlı...



Addalara gittik. Zonguldak'da gezdik.


Çok cici oldum çoook....


Üçüncü ayım...


Elimi yumruk yapıp ağzıma sokuyorum bazen avcumun içini emmeye çalışıyorum. Bu uğraşlarımın her ikisinde de çok ses çıkartıyor olmalıyım ki annem dayanamayıp beni emziriyor.
Sabahları sakin sakin uyandığımda annem veya babam başucuma geldiğinde onlara utangaç utangaç gülümsüyorum. Objektifi görür görmez ciddi pozlar verdiğim için henüz bu gülümsemelerimi belgeleyemediler. Bu bakışmalardan sonra gerinme hareketlerime devam ediyorum. Biri bana yardım ederek bacaklarımı havaya diktiğinde ben de onunla uyumlu bir biçimde ellerime havaya kaldırıyorum.
Saçlarım biraz döküldü ve yattığım bölge neredeyse kel kaldı. Herhalde yenileri çıkacaktır. Kel kalmak istemem.
Gün içinde az uyuyorum, gittiğim her yeri gezmek istiyorum, o yüzden beni kucaklarına alıp gezdiriyorlar. Ben de yürümeye başladığımda nereleri kurcalayacağımı unutmayayım diye gördüğüm her kareyi hafızama kaydediyorum. Bugünlerde duvarları tavanları bitirdim, öne eğilip yerleri seyretmeye başladım.
Annemin bana söylediği şarkıları uzun uzun dinliyorum. Ona agu ile değil ama ımmm diyerek eşlik ediyorum. Bazen de onu taklit etmeye çalışıyorum ağzımı açıyorum ama sesim çıkmıyor. Arada yorulunca uyduruk şarkılar söylüyor ama olsun ben üzülmesin diye çaktırmıyorum.
Bu ay biraz gezdik. Annemin koltuğuma iliştirdiği oyuncaklarla aram çok iyi, yolculuklarda hep onları izledim. Yorulduğumda da uyudum. Araba ile yolculuk çok keyifli idi. Karadeniz havası da bana iyi geldi. Amasra da sık sık uyudum, sıkıldığımda da beni arabamdan çıkartıp etrafı göstersinler diye kıyameti kopardım. E tabi ki isteğimi yerine getirdiler...
Bu ay başka neler mi yaptım? İşte resimlerim:




Ceeeeee!!!!



Parmağımı emmeyeyim diye battaniyenin altına sakladınız ama sonuç ortada!

Mürüvvet Teyze, Yurdagül Teyze ve Yaşar Teyze ile pazar kahvaltısındayız. Çok sevdiğim kocaman evin kocaman balkonunda...



Büyük amcam ve annem ile annemin küçükken oyunlar oynadığı balkondayız...




Amasra'da anneannemin kucağında gezer iken...



Amasra'nın havası bana çok iyi geldi. Balık yiyemediğim için ben de denize karşı uyudum..




Yurdagül teyzemin bahçesindeki güller gerçekten çok güzel görünüyor... Dur biraz daha yakından bakayım...



Yumruğum çok tatlı çook. Ama bu aralar baş parmağı mı da keşfettim. O daha tatlı...



Addalara gittik. Zonguldak'da gezdik.


Çok cici oldum çoook....